Skip to content
24 Şubat 2011 / tulisinkursunkalemi

>SAMUR KÜRK

>

Kanuni’nin ÖN’üne gelene samur kürk dağıttığı bir bölüm daha izledik.
Adam resmen alışveriş web siteleri gibiydi.
Hani BUNU ALAN BUNU DA ALDI diye yazar ya baktığınız incelediğiniz ürünün altında…
Kanuni,neredeyse muhteşem pipisini işaret edip;
Bunu alan,bunu da-kürk- aldı,diye,sarayda hallettiği  ne kadar kuku varsa o kadar samur kürk dağıtacak.

 İlk halvet olduğun Ayşe Hatun’a da verivereydin ya bir kürk,yazık o karda kışta herkes yazlık ipekli kumaşın üzerine   birer imitasyon  kürk yaka takmıştı ya,bir tek Ayşe Hatun,hala mevsimin kış olduğunun farkında değildi,dekoltesi,japonesi yerindeydi maşallah.

Lan arkadaş,imitasyon, miflon olayı taaa o zamandan varmış Osmanlı’da demek ki biz cahil kalmışız bilmiyormuşuz.
Lapa lapa kar yağdı,elbiselerdeki tek değişiklik,bolca görünen memelerin üzerine ince birer imitasyon kürk oldu,hala kumaşlar incecik tiril tiril.
Ayrıca o saray nasıl ısınıyormuş,hiç bir odada bir tek mangal gösterilmemesi ne tuhaf,demek ki kalorifer sistemi ya da yerden ısıtmalı merkezi sistem de o zamanların buluşuymuş.
Hürrem hala gecelik yerine günlük abiye tuvaletiyle yatıyor geceleri.
Hala o tuvaletle halvet oluyor sonra tekrar kalkıp onu üstüne giyip uyuyor.
Sarayda geceleri iyi saatte olsunlar varmış zannetmiştim bir ara ama meğerse Hürrem’in anasının ruhuymuş.
Kadın saraya paldır küldür girebiliyor,ay çok ayıp,ölü de olsan öyle halvet odasına langır lungur giremezsin bağğyan…Pargalı nerde,nasıl giriyor o ruh o odaya?
Ha bir de Rus ölünün ruhu bile Rus kızıyla TÜRKÇE konuşmadı mı,ayyy böyle tüylerim tikeeen tikeen oldu valla,gözlerim yaşardı,ne güzel tüm dünyaya Türkçe öğretmişiz biz vaaay anasını.
Ruhlar bilem öteki dünyada Türkçe öğrenip geliyorlar.
Macarlar ve Venediklilerden sonra öteki dünyaya bile Türkçe satmışız olum.
Neyse dönelim yine samur kürkümüze,Hürrem’in kürkünü gördükten sonra anladık ki,asıl büyük kürk yine Mahidevran’ınmış.
Anacım o ne geniş kürktü öyle,sandım ki kadın nisbet olsun diye odasında halı olarak kullandığı postu boynuna dolayıp öyle geziyor.
Hürrem’in aynacıda resmen hırsızlık yaptığını da bu geceki bölümde anlamış olduk.
Demek ki neymiş,kadın resmen dükkandan mal çalmış.Tabii o zamanlar öyle alarm falan da yok cık cık cık.
Ne ara çaldı,neresine gizledi o şişeyi o kadar kişinin önünde anlamadım gitti.Hem insan sevgilisine ayna hediye eder mi ya ne ayıp…Sen şimdi Sultan’a aynasız mı demek istedin?Azcık kendine bak da tipe gel lan….mı demek istedin?

Hürrem’in resmen şizofreniye  bağlamış bir psikopat olduğu tarihi gerçeğini anlatmak amacı taşıyorsa bu dizi,afferim ulan,güzel anlatmışlar valla.
Ayrıca Meryem Uzerli’nin de hakkını yememek lazım.Bir insan bu kadar itici,bu kadar sevimsiz,bu kadar böğürtken olabilir mi…..olabiliyor işte.
Kanuni’nin kar yağınca ,sıcacık sarayda yayları gevşeterek devlet yönetmeyi falan iyice bırakıp,avluda Hürrem’le,pala  Şehzadesi Mustafa  ve Pargalı ile kartopu oynamaya çıkmasını bekledim ama olmadı.

Hani abucuk gubucuk diye minik oğlunu seviyor ya sevimli aile babası sultan.Şekerlik olsun diye bunu niye yaptırmadılar Sultan’a anlamış değilim.Halkın gözünde nassı yükselirdi,nassı sevimli olurdu oysa.

-Pargalı al bakalım bu top sana.

-Pargalıya niçin atıyor sen?Tek bana at,tek beni düşür karlara.

-Baba,hadi gidip ikimiz oynayalım bu Hürrem ağzını büyük açıyor korkuyorum ben.Bıyıklarım da diken diken oluyor.

-Sultanım ama böyle olmuyor,Hürrem Hatun bana attığı kartopunun içine zehir koymuş ıgğğğhhh…

-Yalan söylüyor İbrahim.Ben topa sadece cam kırıkları koymak,zehir yok.

Camdan izleyen Mahidevran,Valide’nin önünde diz çöküp;
-Karların üzerinde nasıl da oynaşıyorlar Validem.Ölüyorum,yardım edin,onlar sevişirken ben ölüyorum…
dese,daha heyecanlı olmaaa mıydı?

Sülüman sadece oğlunun durumunu görüşmeye,müderrisin ayağına kadar  giden sıradan bir veli oldu bu bölümde.
-Hocam,bizim oğlan nasıl?

(Lan hödük,ne cevap alacağını bilmiyor musun?Geri zekalı,tembel,uyuşuk falan diyebilir mi?Ne desin adam?Kellesini mi versin doğruları söyleyip?)

-Çok zeki Sultanım.
-Ama bıyıkları falan var ,hani hormonal durumu nasıl diye kasdettim ben.Üzülüyorum.
-Hekim kadını çağırın,emredin bir çaresine baksın sultanım.Zannedersem elinden endokrinoloji uzmanlığı da gelir….Şehzadeniz çok zeki ama.
-Ödevlerini yapıyor di mi?Arkadaşlarıyla iyi geçiniyor mu?
-[Ne bilim amk…ben onca memleket gezip onca hocadan ilim irfan öğreniyim,hakikatin peşine düşiim,sonra kalk gel bu saraya,bu pala şehzadenin anaokulu öğretmeni ol,onunla yalancıktan matrak oyna mına koyiiim…Lan ya bana Hatca’yı verin ya da rezalet çıkartırım ha] Şehzade çok zeki sultanım.
Tek arkadaşı Pargalı zaten.
Onunla da götü sıkıyorsa iyi geçinmesin,sultanım.Uçan  tekmeyi yer suratına.

-Bıyıkları diyorum hoca,bıyıkları.Minnacık şehzadenin bıyıklarını gördükçe yüreğim paralanıyor,onu gördükçe tüm sarayı kürke boğasım geliyor,herkes kıllı gezsin ki Şehzademin bıyıkları göze çarpmasın.

-Şehzadeniz çok zeki Sultanım.

Hekim kadın deyince es geçmek olmaz;zavallı yine gece nöbetindeydi.
Kadına ek ücret ödüyorlar mıydı acaba?
Lan arkadaş,sarayda ne halt oluyorsa gece oluyor.
Daha önce de yazdım,Hürrem zehirlendi,Hürrem dayak yedi,Hürrem doğurdu,Mahidevran düşük yaptı,Gülnihal zehirlendi,Hatice ateşlendi…hepsi gece oluyor.
Kadın hem jinekolog,hem dahiliyeci,hem cildiyeci,hem çocuk doktoru,hem zehir uzmanı,hem de kumaş satıcısı..Bölümlerin birinde elinde kumaşlarla bekliyordu çünkü bir odada.
Neyse,gelelim Pargalı’nın Hatice Sultan’a layık gördüğü , bir milyoncularda bile daha güzelinin satıldığı o Çin malı pembe kelebek broşa.

İpek yolu,bu Çin malı ucuz şeyleri getirmek için mi açılmış acaba?

O ne olum,öyle,liseli sevgilisine yılbaşı çekilişinde  okul önü kırtasiyelerinden janjanlı simli toka alan ergen misin sen?
Prodüksiyonun o kelebekli melebekli  muhteşem aşk şiirini görsel olarak süsleyecek parası yok muydu?
O ne  dandirik,o ne skimsonik broştu öyle?
İnsan,Hünkar’ından feyz alır da bir samur kürk falan paketletip gönderir; “Gönlüm bu Samur kürk gibi kaba,tüylü ve vahşi,lütfen bu kürkü memelerinizin üzerine sarın,gönlüm memelerinizin üzerinde atsın”
falan diye de şiir yazar.

Arkadaş kış geldi ama Nigar Kalfa hala aynı elbiseyi giyiyor,keşke bir kerecik de Nigar halvete girse  de bir kürk falan kapsa yazık,o da üşütecek yakında.
O Daye’nin de  o suratla saraya nasıl sızıp bir de iş bulabilmiş olduğuna da her seferinde şaşırıyorum.Geceleri tabutunda yatıyor bence o.
Hafza Valide Sultan,tipik Türk  kaynanası olmayı Hürrem’le öğreniyor.
Akşam oğlum gelince yaptıklarını bir bir anlatırım ha yılan gelin seni,demedi ya çok üzüldüm laayn.Tokat attı,yavrusundan ayırdı…Oğluma şikayet edeceğim demedi.
Der gibi yapıp durdu ama demedi.

Belki de utanmıştır elbisesinin yakasına dikilen uyduruk kürk taklidi müflondan,o yüzden sesi çıkmamıştır fazla.

Merak ettiğim,bu kadar cazgır terbiyesiz yol yordam bilmeyen cahil ve lohusa haliyle bile  halvet düşünen azgın kadından kurtulmak için hala neden hiç bir entrikaya başvurmadığı.Ne sabırlıymış arkadaş.Demek böyle böyle Valide Sultan olunuyormuş.

[Valide Sultan’ı oldukça buruşuk ve sarkık yüz hatları olan bir oyuncuya oynatıp,sonra  onun yüz planını gösterirken kamerada filtre kullanmak,olacak iş mi aga?Şu Nebahat Çehre’yi bir kerecik kendi sesiyle ve sıradan bir gariban Türk kadını rolünde izlemeden,zinhar oyuncu demem ben ona]
Evet efendim,bu akşamki bölümden aklımızda kalan bunlar.
Hürrem’in aslında insan olmayıp,bir Ork veya Urukhai  olduğunu herkese açıklayacağı bölümü heyecanla bekliyorum.
Öyle bir böğürme gücü,o büyüklükte otuzsekiz adet diş ve o evrensel boyuttaki ağız yapısını gören saray ahalisinin bu gerçeği hala nasıl farkedemediğni de merak ediyorum.
Pala Mustafa Şehzade çok zeki ya yakında farkeder diye umuyorum.Hani Hürrem’in karnının ne kadar da şiş olduğunu farkedip,sen ne yedin diye sormuştu.
Hürrem’in o soruya aslında;
-Sülüman’ınkini yedim mübarek Perşembe…diye cevap verememiş olması çok yazık.
Son söz:
Bu Kanuni de bir kere halvete girince,hep aynı kadını istiyor farkettiniz mi?
Ne yapışkan adam ıyyy…
Reklamlar

7 Yorum

Yorum Yapın
  1. KURŞUN KALEM / Mar 18 2011 07:52

    >@anne kalemi,Sen de çok yaşa hep gül be yaaa

  2. anne kaleminden / Mar 17 2011 22:51

    >gece gece karnım ağrıdı gülmekteeeen 🙂 çok yaşa sen 🙂

  3. KURŞUN KALEM / Şub 28 2011 16:23

    >@Arzu;Sana cevap veremedim çünkü günlerdir blogspot.com uzantılı adreslere girilemiyordu superonline bağlantısından.Nihayet bu gün girebildim ,teşekkür edebildim güzel yorumuna.

  4. Anonymous / Şub 24 2011 20:33

    >tek kelime ile,MUHTEŞEM'sinn:)))sevgiler,Arzu

  5. KURŞUN KALEM / Şub 24 2011 17:42

    >@Rebelim,@Sanitabantım,hep birlikte gülelim işte ne güzel…altı üstü bir dizi zaten,bizi eğlendirmedikten sonra ne halta yarar di mi?

  6. rebeltakipte / Şub 24 2011 16:05

    >gene çok güldüm,süpersin yaa 🙂

  7. sanitabant / Şub 24 2011 13:08

    >nihahaaaa gene yardın beni bir uçtan bir uca Hakkaten mustafa böyle koca adam gibi hatta herif gibi ya, çoktan namehrem olmuş o da farkın da diiller Valla hürrem zeki karı, sultan başka bir karıyla halvet sırasında gamzeli kıçına bakmak için yönünü döndüğünde aynada kendi sıfatının belireceğini, sülüman ona hallenme bana hallen diyeceğini nerden de biliyo yaSülümanınkini yedim mübarek perşembe cümlen anıra anıra gülmeme sebep oldu:)))

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: