Skip to content
24 Mart 2011 / tulisinkursunkalemi

>BURAYA KADARMIS PARGALI

>

Muhteşeyym dizinin yine tırnak yedirten bir bölümünü daha izledik.
Sülüman-ki artık Süleyman olmuş,gördük- Rodos’u fethedip,sarayına döndü.
Hürrem,daha bir önceki doğum sancılarının çığlıkları kulaklarımızdan silinmeden,ikinciyi yavruladı,aynı çığlıklarla.
Hürremin doğumu ile birlikte bir yandan da süper push-up kaldırıcı sütyenini izledik çekim planı gereği.
Saraydaki  cümle hatunların saçlarını su dalgası yapan saç maşası ve yerden ısıtmalı modern mimariden sonraki en yenilikçi şey buydu o döneme kıyasla.
Bu yeni doğurduğu ve erkek çocuk düşkünü ortadoğulu kadınlar gibi yüz çevirdiği kızı,Mihrimah Sultan,ileride,Mimar Sinan’ın ,aradaki büyük yaş farkına rağmen gönlünü kaptıracağı ve büyük aşkı nedeniyle iki cami yapıp,ikisinde de gizlice aşkını ifade edeceği o  kız olacak.
 Sinan,Mihrimah Sultan adında iki cami yapacak ve her yıl Mihrimah’ın doğduğu tarih olan 20 Mart’ta ,camilerden birinin iki minaresi arasında tam güneş batarken,ötekinin minaresi arkasında ay yükseliyor olacak.Mihrimah,ay ile güneş demek olduğu içen.
Neyse konumuza dönelim,Mihrimah talihsiz doğdu ama tarihe bakılırsa babacığı onu çok ama çok sevecek.Her ne kadar dün gece ayacıklarına birer patik giydirmeye bile tenezzül etmemişlerse de,ileride çok kısmetli bir sultan olacak.Diyarbakır Valisi Rüstem Paşa ile başgöz edilecek ve kocası  ile anası olacak Hürrem,halası Hatice’nin kocası İbrahim’in kuyusunu kazarak,onu Hünkar’a boğdurtacaklar.
Makbul İbrahim,böylece Maktul İbrahim olarak anılacak.
HÜRREMİN GERÇEK MEKTUBU
Hürrem’in Sülüman’a yazdığı o mektupları hiç beğenmedim,doğrusunu,gerçeğini araştırdım,buldum.
Aslında Hürrem’in gerçekte,Sülüman’a yazdığı ve tarihçilerin sır gibi sakladığı o belgeleri size burda sunuyorum,ahan da buyrun:
“Sülüman,ciğerim,bebişim,aşkitom.
Neden bana yazmıyorsun,bilmiyorum.Keşke Nigar seninle gelseydi savaşa,o bana yazardı senin yerine.
Aşkım seferden haberlerin bana hızla geliyor,donuk Norveç uskumrusu bakışlım.
Duydum ki senin yerine gerzek Pargalı sırtından vurulmuş,hatta nasıl bir kanı varsa,üzerinden iki hafta geçtiği halde o hançerin üzerinde ilk günkü gibi kızıl ve ıslak  duruyormuş.
Sülüman,korkuyorum,bu Pargalı’ının kanında pıhtılaşma sorunu var,ya sana da bulaşırsa?
Bir de Pargalı sırtından vurulduğu halde,kolunu sargıya almışsınız.Sülüman sizin hekim salak?Bacağı yaralansaydı boynunu saracaktı?Anlamıyor ben?

Yine anlamıyor ben,duyduğuma göre sen o otağ dediğin kamp çadırından dışarı çıkınca kapı bekleyen nöbetçilerin falan hepsi kafayı öne eğiyorlarmış?Sülü,onlar seni korumak için orda değiller mi,sana biri bişey yapsa nasıl görecekler aşkitom,emir ver de sen dışardayken kafaları kumru gibi göğüslerine gömmesinler etrafı kolaçan etsinler.Oğlumu verin bana.
Sülüman,burda herkes de sizin hekim gibi salak,beni kimlere kodun gittin?
Nigar o Sadıka salağını herifin biriyle yakaladı,aynı anda Süklüm püklüm ağa da herifi yakaladı ama ikisi de atılan yalanlara inandılar,sonradan biraraya gelip de konuşmadılar ki ikisinin de yalanları ortaya çıksın.
Bu arada Sadıka,Valide Sultan’a elleriyle böyle bişi yapmış,başına başına doğru.Sanırım masaj yapıyor ama bu çağda masaj kelimesi olmayacağı için ne yaptığını ifade edemiyooğ.Sadıka da salak!
Nigar,o ruhsuz yılan bakışlarıyla beni çok korkutuyor,o yüzden onunla iyi geçiniyorum.
Mahidevran desen,anoreksiyaya yakalandı,gitgide eriyor,eridikçe burun delikleri ve ağzı büyüyor.Habire lokma döktürüp yese de bari azcık kilo alsa yazık.Madafakaaaa Mahidevran,go to hell!
Hatice,manik depresif ruha bağladı,gözleri,lavabosundan ahtapot çıkmış kadın gibi sürekli dehşetli bakıyor,ben korkuyor,gel çabuk.
Hatice’yi nişanladığınız gerzek de,ya akciğer kanseri ya da verem olmuş diye tahmin ediyor ben ama şifahane yerine anasının evine gitmek istedi,ağzından burnundan kan fışkırıyor ama ille Hatice’yi gerdek yatağına atmadan ölmek istemiyor galiba.Oğlum nerde?
Sülüman,ben yine doğurucam,az kaldı.Kız olursa,şehzadelerin sayısı,kızların sayısının üç katı olana kadar ha bire mart kedisi gibi zırtık pırtık doğrurum artık,saray korksun benden.Oğlumu verin bana.
Sülüman oraların balı ve zeytinyağı pek meşhurmuş,bi zahmet gelirken üçer kilo getir,canım çekti,karnımdaki istiyor ben diiil.Artan yağı da ileriki fantezilerimizde kullanırız.
Offf Sülü yaaa…buralar hiç çekilmiyor.Balkona çıkıyorum,tek manzaram karşıdaki kulelerin üzerinden sürekli tek sıra halinde uçan sekiz kuş.Memleketin başka kuşu yok Sülü,gel de bana kuşunu göster,özledim seni.
Sıkılıyoğr ben,sıkıldıkça yiyor,görsen memeler oldu himalaya gibi,göbek bi yana göt bi yana,çirkin oldu ben.Kafama bakıyor aynada,vakfıkebir ekmeği gibi büyük,omuzlar küçük.Madafaka Mahidevran’ın yandaşı Gülşah’ın etli ekmek suratı ile benim kafa yarışır oldu.Benim kafa onun suratı geçer.Oğlumu verin bana.
Ha bu arada,duydum ki Salak Murat sultan,seni hanedan hançeri ile öldürtmek istemiş.Tam kaçacakken de duyduğum kadarıyla,atlılar geldiği halde iki saatte bir kayık düğümünü çözememiş,tabii hançeri de yok ipi kessin.
Oh may got,bu kadar mı salak olunur,iyi ki Osmanlı’da kalıp tahta geçmemiş zamanında.Hem yine duydum ki,saç sakal kaş bıyık falan,tam inşaat amelesi kıvamında bir herifmiş.Oğulları da Hint fakirlerine benziyorlarmış.Oğlumu verin bana.
Sülü,bebişim, aklıma takılan bişi var.Sana niye Kanuni diyollal?Hı?
Daha bi tane bile kanun çıkarttığına şahit olmadım?Gerçi Sarayda benim koynumdan çıktığın da yok ya,asdfghj….di mi yani ne zaman kanun çıkartıcan?Sen anca benim karnımdan bolca yavru çıkartabilecek kadar zaman buluyorsun işte…Oğlumu getirin?
Sana Sülüman,Sümbül’e de Süklüm diyip duruyordum ya,içime doğuyor bir gün soyumuzda bir Mihrimah olacak ve ben bir nefeste bu zor ismi doğru telaffuz edebileceğim nedense….
Sülü aşkitom,donuk ve börtlek gözlerinden hasretle öper,sakalının gerdanımı sakal yanığı içinde bırakacağı gecelerin özlemi içinde yanarak seni hasretle gıdılarından öperim.Oğlumu verin bana.
Ölene dek senin Hüroş’un”
İBOYA EŞŞEK ŞAKASI
İbrahim elbette ki vezir olacak,Süleyman Piri Paşa ile odasında gizlice bunu konuştu zaten.
Piri Paşa’yı emekli etti ve vezirliği ondan aldı.
İbrahim’e eşek şakası yapıyor,BURAYA KADARMIŞ dediği şey hasodabaşılık makamı tabii ki.
Sonraki bölümde,seni vezirim yaptım diyecek.(Bütün bunları Aref’den öğrendim ehehühe )
Mektupta hiç bir hatunun adı geçmediği için,o mektupta Hünkar’ı sinirlendirecek bir şey yok elbette.Hatta mektubu mektup olarak değil,şiir olarak da algılamış olabilir.Çünkü flashforward ile geçmişe gittiydi de İbrahim’in ateşe attığı mektupla ilgili sorusuna,”size gösterebilicek kadar güzel olmadığı için şiiri ateşe attım” cevabını hatırlamıştı ya.
Neyse zaten vezir olduktan bir yıl sonra evlenecek Hatice’si ile…13 yıl sonra da öldürülecek.
Pargalı’nın öldürüldüğü gün,dizi ve Okan Yalabık fanatikleri seti basarlar diye korkmuyor değilim.
Bu arada Valide Sultan sağa sola isim dağıtmak konusunda oldukça hırslıydı.Cariyelerden birisini yanına çağırıp ADINI FERİHA KODUM demeyecek mi hala?
Valide Sultan’ın Osmanlı Kadını olmadığından da şüpheleniyorum.Lokmaları yerken Perhizimi Bozdum dedi olum,valla billa…ne perhizi la bu?Bir dirhem etin bin ayıp örttüğü bir çağdasınız,aloooo…
Haftaya yeni bölümün kritiğiyle görüşmek üzere.
Reklamlar

One Comment

Yorum Yapın
  1. aysel Çayönü / Haz 30 2011 07:59

    Canım Tülişim, yazılarını zevkle, beğenerek okuyorum, ellerine , mizahına sağlık,cok güzel olmuş. Hangisi Osmanlı kadınıki zaten, kafalar iyice karıştı. selamlar ,sevgiler

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s

%d blogcu bunu beğendi: